Başbakanımız, dün nefsine ve öfkesine yenik düştü !
Evet, kimse kusuruma bakmasın, ancak dün akşam Şimon Perez'e patlayan sayın Erdoğan,22 Ekim 2007 de Dağlıca ve 7 Eki 2008 de Aktütün karakolu baskınları sonrasında neden ?
Ordumuzun saldırganları takip etmesine engel olan George Bush'a aynı tepkiyi vermedi ?
Hadi vermedi, neden tüm bir millet, evlatları için meydanlarda isyan ederken, Bush izin vermediği için harekatı kararını meclisten 08 Ekim 2008 Amerika seyahati sonrasında ancak geçirebildi ? Neden yine bu meşru müdafa hakkımız olan; takip ve düşman unsurların imhasını amaçlayan bu operasyon tam da amaçlarına ulaşılmak üzereyken apar topar sona erdirildi ?
Kasımpaşalı liderimiz nedense, milleti söz konusu olduğunda inanılmaz sabırlı ve sebatlı, ancak söz konusu islam dünyası olunca ise kendini kaybetmeye fena halde meyilli !
Yanlış anlaşılmasın, benim de Gazze de yaşananlardan ötürü gözlerim yaşardı, ve ekran karşısında lanetler okudum İsrail ordusunun pervasızca katliamına.
Ama iş uluslararası bir platformda Şimon Perez'e ve onun nezdinde İsrai'e kafa tutmak olunca, akla hemen şu soru geliyor; be adam neden milletini, Amerika Senatosundan geçmek üzere olan sözde ermeni soykırım yasasını engelleyebilecek tek destekten mahrum bıraktın, bu çıkıştan sonra, terörist örgüt listesinde bulunan hamasla masaya oturmalısınız derken, sana da "sende pkk ile masaya otur" denebileceğini hiç mi düşünemedin ? ve böyle bir çıkışı yapıp efelik yapmaktansa, neden İsrailin silah alım ihalelerine girişini engelleyerek en büyük darbeyi vurmuyorsun ? (üstelik mühendislerimiz nato standartlarının üstünde insansız keşif uçaklarını tasarlayıp üretirken)
Neden, bölgenin en üstün askeri gücüne sahip Türk Silahlı Kuvvetlerini yanına alıpta, bölge ülkeleriyle askeri destek anlaşmaları yapıp İsrail'in çevresine eğitimli, Türk sanayicilerinin teçhiz ettiği ve kontrolünü elimizde tuttuğumuz güçlü devletler oluşturmuyorsun ?
Tabi biz büyük bir devletiz ! Üstelik bizim hükümetimiz de, bu büyük devlet olma gücünü kasımpaşa dan aldığı için, dün gördüğümüz ve tamamen iç politikaya yönelik olduğu her halinden belli olan bir olay yaşandı.
Bir önceki yazımda Şeyh Edebalı 'nın Osman Han'a verdiği öğütleri sayın başbakanımıza hatırlatmaktan kendimi alamayacağım ;
“Ey Oğul!
Beysin!
Bundan sonra öfke bize; uysallık sana...
Güceniklik bize; gönül almak sana..
Suçlamak bize; katlanmak sana..
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana..
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana..
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana...
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.."
Tabi anlayana ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder